AŞI İLE ÖNLENEBİLİR HASTALIKLAR

 

Aşı-Alüminyum- Alzheimer Hastalığı

Son yıllarda artan sıklıkta görülmeye başlanan Alzheimer hastalığı alüminyum ile ilişkilendirilmeye çalışılmıştır. 

Alüminyum, doğal olarak volkanik aktivite ve yeryüzündeki kayaların parçalanması yoluyla çevreye salınan ve her yerde bulunan bir elementtir. Genel popülasyonun alüminyuma maruz kalması hava, su, gıda, antiasitler ve tamponlu analjezikler yoluyla oluşur. Hatta anne sütü litre başına yaklaşık 40 μg alüminyum içerir ve bebek formülleri litre başına yaklaşık 225 μg alüminyum içerir. Dünya sağlık örgütü verilerine göre, suda çözünmüş alüminyum düzeyleri 0,001 ile 0,5 mg/litre arasında değişmekte, suyun asiditesi ve organik madde içeriği arttıkça bu düzey 0,5-1 mg/litreye çıkabilmektedir. Soluduğumuz havada ise atmosferik alüminyum konsantrasyonlarında zamansal ve mekansal farklılıklar vardır. Havadaki alüminyum seviyeleri, Antartika’da 0.0005 μg/m3 iken sanayileşmiş alanlarda 1 μg/m3’e kadar artmıştır. Alüminyum bileşikleri ilave edilen aşılarda, aşının türü ve üreticisine göre değişmekle beraber, toplam 0,5 miligram alüminyum bulunabilmektedir.

Bazı aşılar, bağışıklık sistemini daha kuvvetli uyarmak için yardımcı madde olarak bebek mamalarında bulunana benzer miktarda alüminyum (sıklıkla alüminyum hidroksit veya alüminyum fosfat) ihtiva eder. Bu aşılar ancak birkaç kez yapıldığı için; aşılarla alınan aluminyum miktarı su, gıda ve ilaçlarla alınandan yüzlerce kez düşüktür. 

Alüminyumun vücuttaki yarı ömrü yaklaşık 24 saattir. Dolayısıyla bebeklerin gıdalar ile aldıkları alüminyum miktarı bile Zehirli Madde Hastalıkları Kayıt Kurumu (Agency for Toxic Substances Disease Registry) tarafından belirlenen kılavuzdan daha çok azdır. Aşılardaki alüminyum adjuvanlarının güvenliğinin analizleri çok sayıda araştırma ile test edilmiştir. Alüminyum adjuvanı içeren aşıların herhangi bir sağlık riski oluşturmadığı açık bir şekilde ortaya konulmuştur. 

Yani, aşılarda bulunan alüminyumun Alzheimer veya bir başka hastalığa yol açması söz konusu değildir. 

Kaynaklar

  1. Mitkus RJ, King DB, Hess MA, Forshee RA, Walderhaug MO. Updated aluminum pharmacokinetics following infant exposures through diet and vaccination. Vaccine. 2011 Nov 28;29(51):9538-43. 
  2. Shaw CA, Tomljenovic L. Aluminum in the central nervous system (CNS): toxicity in humans and animals, vaccine adjuvants, and autoimmunity. Immunol Res. 2013 Jul;56(2-3):304-16.
  3. Paul A. Offit, Rita K. Jew Addressing Parents’ Concerns: Do Vaccines Contain Harmful Preservatives, Adjuvants, Additives, or Residuals? Pediatrics. 2003 Dec;112(6 Pt 1):1394-7.
  4. Petrovsky N. Comparative Safety of Vaccine Adjuvants: A Summary of Current Evidence and Future Needs. Drug Saf. 2015 Nov;38(11):1059-74. doi: 10.1007/s40264-015-0350-4.
  5. https://www.cdc.gov/vaccines/vac-gen/additives.htm
  6. https://www.cdc.gov/vaccinesafety/concerns/adjuvants.html
  7. http://www.who.int/water_sanitation_health/publications/aluminium/en/
  8. Gołoś A, Lutyńska A. Aluminium-adjuvanted vaccines–a review of the current state of knowledge. Przegl Epidemiol. 2015;69(4):731-4, 871-4.
  9. Lindblad EB. Aluminium adjuvants–in retrospect and prospect. Vaccine. 2004 Sep 9;22(27-28):3658-68.

Boğmaca Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Boğmaca, her yaştaki duyarlı bireyi etkileyen, özellikle çocukluk çağında ve 5 yaşından küçük çocuklarda ağır seyreden akut, bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. En tipik belirtisi boğulurcasına olan aralıksız öksürük nöbetleridir. Tüm dünyada yaygın olarak görülen bir hastalıktır. 

Hastalık, solunum yoluyla bulaşmakta ilk dönem belirtileri, burun akıntısı, gözde yaşarma, halsizlik, fazla yüksek olmayan ateş gibi hafif üst solunum yolu bulgularıdır.

Çok küçük bebeklerde ölüm sık görülmektedir.

Boğmaca Nasıl Bulaşır?

Boğmacaya bir bakteri neden olmaktadır. Solunum yolu ile alınan bakteri, 7-10 günlük kuluçka devresi sonrası (ortalama 4-21 gün) hastalığa neden olmaktadır. Çok bulaşıcıdır. Boğazda yerleşir.  Hijyenik koşullara, yani temizlik kurallarına iyi uyulmadığında bulaşma olur ve sonrasında salgınlar yaşanır. Sosyo ekonomik düzeyi düşük toplumlarda, toplu yaşam alanlarında, kalabalık gruplar halinde yaşayanlarda, yetersiz ve kötü beslenme koşullarında vakalarda artış olur. 

Boğmaca Hastalığı için Bulaştırıcılık Dönemi Nedir?

Bilinen tek kaynak insandır. Bakteri alındıktan 1-2 hafta sonra, korunmasız bireylerde hastalık ortaya çıkar.

Boğmaca, belirli bir coğrafi lokalizasyonda görülmemekte, tüm dünyada yaygındır. Mevsimsel bulaş özelliği olmamakla birlikte son bahar aylarında daha fazla görülebilir. 

Boğmaca Hastalığından korunmak neden önemlidir? 

Boğmaca hastalığı, tüm dünyada yaygın görülen ve 3-4 yılda bir salgınlara yol açan bir hastalıktır. Çok küçük bebekleri tuttuğu ve hayatın erken safhasında bebek ölümlerine yol açtığı iyi bilinmektedir. Hatalığın tanısı, bazen hafif geçirilen enfeksiyonlar nedeni ile zor olmakta ve gözden kaçabilmektedir. Yaygın salgınlara yol açabildiği için aileler ve çocuklar için ciddi bir halk sağlığı sorunu olmakta ve maddi kayıplara yol açmaktadır.

Boğmaca’dan Korunma Yolları Nelerdir?

Hastalıktan korunmanın tek yolu aşılamadır. Son derece etkili bir aşısı bulunmaktadır. 1985 yılından beri, uygulanan etkin aşılama çalışmaları sayesinde vaka sayısında önemli azalmalar olduğu gözlenmiştir. Aşı oranlarının düşük olduğu toplumlarda ve aşısız bireylerde hastalık görülmeye devam etmekte ve ölümlere neden olmaktadır.

Boğmaca Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

6 aylıktan küçük bebeklerin mutlaka hastaneye yatışı ve yoğun bakım tedavisi lamaları gerekmektedir. Bu süreçte antibiyotik kullanılmalıdır. Çünkü küçük bebeklerde hastalık ağır seyreder. Solunum sıkıntısı ve beslenme güçlükleri görülür. Öksürük nöbetlerini hafifletmek amacıyla bazı vakalarda kortikostreroidlerin kullanımı gerekebilir.

Boğmaca Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Boğmaca hayatın 2.ayından itibaren uygulanmaktadır. Beşli karma aşı (Difteri+Boğmaca+Tetanoz+Çocuk Felci+Hemofilus İnfluenza B) içerisinde bulunmaktadır. Diğer dozlerı 4. ve 6.ayda uygulanır. Ayrıca 18.ayda uygulanan bir tekrar dozu vardır. Toplamda 4 doz uygulanır.

İlkokul 1.sınıf öğrencilerine uygulanan bir doz daha mevcuttur. İlkokulda ki uygulama 4’lü karma aşı(Difteri+Boğmaca+Tetanoz+Çocuk Felci) şeklinde yapılır. 

Boğmaca Aşısı yan etkileri nelerdir?

-Nadiren aşı yerinde kızarıklık, şişme ve ağrı olabilir. Çocuklarda ağlama nöbetleri olabilir. Hafif ateş yükselmesi görülebilir.

-Nedeni saptanamayan ve ilerleyici santral sinir sistemi hastalığı veya bozukluğu olan bireylerde uygulanmaması önerilir. Aşının ilk uygulaması sonrası kasılma nöbetleri ortaya çıkması ve çok yüksek ateş olması halinde uygulamalardan Boğmaca aşısı çıkarılarak devam edilmelidir.

Çocuk Felci (Poliomyelit) Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Genellikle 15 yaşından küçüklerde görülmekle beraber, nadir olarak 15 yaşının üzerindeki bireylerde de görülen, bacaklarda ve daha az kollarda felce neden olan bulaşıcı bir hastalıktır. 

Çocuk felci hastalığına bir virüs neden olmaktadır.

İnsanlarda görülür, ancak primatlar adı verilen büyük maymunlarda da salgınlara yol açtığı gözlemlenmiştir.

Hastalık, sindirim sistemi yoluyla bulaşmakta, hafif ateş, kas ağrıları, baş ağrısı, bulantı, kusma, ense ve sırtta sertliğe neden olmaktadır.

Tipik olarak felç görülür, hastalar ayağa kalkmakta ve yürümede güçlük çeker.

Çocuk Felci (Poliomyelit) Nasıl Bulaşır?

Virüs vücuda ağız yolu ile girer. Boğazda ve sindirim sisteminde çoğalarak vücuda yayılır. Boğazda yerleşir ve dışkıda bulunur. Dışkı ile virüsün vücuttan atılımı haftalarca sürer (10 hafta). Hijyenik koşullara, yani temizlik kurallarına iyi uyulmadığında bulaşma olur ve sonrasında salgınlar yaşanır. Nadiren süt, gıda maddeleri ve diğer dışkı ile teması olan maddeler bulamada aracı olarak rol oyanayabilir. Sularında virüs bulaşmış dışkı ile kirlenmesi  hastalığın yayılmasına neden olabilir. 

Çocuk Felci (Poliomyelit) Hastalığı için Bulaştırıcılık Dönemi Nedir?

Ağırlıklı olarak tek kaynak insandır ve hastalık virüs alındıktan ortalama 7-14 gün sonra hastalık ortya çıkar, ancak bu süre 3-35 gün arasında değişebilmektedir. Bu hastalığa yakalanan kişler, virüsü 10 hafta (2,5 ay) süre ile yayabilir ve bu süreçte korunmasız bireylere bulaştırabilirler.

Çocuk Felci tüm dünyada görülen ve mevsimsel özelliği olan bir hastalıktır. Yaz ayları ile erken son bahar döneminde ve ılıman iklimlerde daha sık rastlanır.

Çocuk Felci (Poliomyelit) Hastalığından korunmak neden önemlidir? 

Çocuk felci hastalığının neden olduğu felç vakaları kalıcıdır, geri dönüşü olmaz. Hayat boyu sekel bırakmakta, ebeveynlere ve hastalığa yakalanan bireylere sosyal olarak zarar vermektedir. İşten güçten kalma, hareketin kısıtlanması, toplumda desteğe ihtiyacı olan bir birey haline gelmek, her mesleği yapamamak, toplumdan soyutlanma riski ile karşı karşıya olmak, son derece rahatsız edicidir.  

Çocuk felci hastalığı çok ağır hallerinde solunum kaslarınında felç olması ile ölümler görülebilir.

Çocuk Felci (Poliomyelit) Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Hastalıktan korunmanın tek yolu aşılamadır. Çocuk felcinin iki farklı aşısı mevcuttur. Biri ağızdan iki damla şeklinde yapılan Oral Polio Aşısı (OPA=Canlı Aşı), diğeri koldan kas içerisine yapılan İnaktif Polio Aşısı (İPA=Ölü Aşı)’dır. Ağızdan iki damla halinde yapılan aşı virüsün sindirim sisteminde bağırsaklardan kana karışarak hastalık yapmasını önler, koldan yapılan aşı ise kanda virüse karşı koruyucu maddelerin oluşmasını sağlayarak, iki yönlü ve çok güçlü bir korunma sağlar. Bu çift yönlü koruma uygulaması aynı zamanda, kişilerin biribirlerine virüsü bulaştırmasını da engelleyerek tamamen etkisiz hale gelmesini yok olmasını sağlamaktadır. 

Çocuk Felci (Poliomyelit) Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Çocuk felci hastalığının ne yazık ki bilinen bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Hastalığa yakalandıktan sonra ortaya çıkan felçlerin geri dönüşü söz konusu değildir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları ön plana çıkmaktadır. Ancak bazı ortopedik ve rekonstrüktif cerrahi yöntemlerle düzeltmeler yapılabilir.

Çocuk Felci (Poliomyelit) Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Oral Çocuk Felci aşısı (OPA) 6.ayını ve 18.ayını tamamlayan bebeklere her uygulamada ikişer damla ağızdan verilmek sureti ile uygulanmaktadır. 

İnaktif Çocuk Felci aşısı (İPA) ise, 2.ayını, 4.ayını, 6.ayını ve 18.ayını tamamlayan bebeklere toplam 4 defa olmak üzere 5’li karma aşı içerisinde koldan kas içi uygulanmaktadır. İlköğretim 1.sınıfta olan çocuklara da 4’lü karma aşı içerisinde bir kere daha yine koldan kas içi yapılmaktadır. Böylece toplamda 5 kere yapılır.

Çocuk Felci (Poliomyelit) Aşısı yan etkileri nelerdir?

-Oral Çocuk Felci Aşısı (OPA): Ağır Bağışıklık Yetmezliği olanlarda, kanser tedavisi görenlerde (özellikle lösemi vakaları) uygulanmaması gerekir. Eğer evde kanser tedavisi gören bir aile bireyi varsa, aynı tuvaletin kullanılmaması gerekir. Kanser hastaları ve bu konuda tedavi görenlerin, tedaviye ihtiyacı olmadığı, sağlık durumlarının uygun olduğu dönemlerde yapılmasının bir sakıncası yoktur.

-İnaktif Çocuk Felci Aşısı (İPA): Bilinen bir yan etkisi yoktur ve uygulanmaması gereken durum söz konusu değildir.

Difteri (Kuşpalazı) Hastalığı Nedir?

Difteri, Corynebacterium diphtheriae adlı mikroorganizmanın boğaz, burun,göz ve deriye yerleşmesiyle ortaya çıkan ciddi sonuçlara, ölümlere yol açabilen  bir hastalıktır.Kişiler hastalığı geçirseler bile vücut tam koruyucu cevap oluşturmadığı için tekrar hastalanma riskleri mevcuttur. Bu nedenle sadece sağlıklı kişilerin değil hastaların da hastalık sonrasında aşılanmaları mutlaka gerekmektedir.  

Farengeal (Yutak)ve Tonsiller (Bademcik) Difterinin Klinik Belirtileri Nelerdir?

Difterinin en sık tuttuğu bölge yutak ve bademciklerdir. Başlangıç belirtileri halsizlik, iştahsızlık, boğaz ağrısı ve hafif ateştir. 2-3 gün içinde bademciklerde küçük bir yama tarzından yumuşak damağın çoğunu kaplayabilen boyuta kadar ilerleyebilen gri-beyaz renkli bir membran (katman/zar) oluşur. Bu zar yeşil renge, eğer kanama olduysa da siyah renge dönebilir. Hatta bu oluşumlar solunum yolu tıkanmasına sebep olabilir.

Difteri (Kuşpalazı) Hastalığının Nasıl Bulaşır?

Halk arasında kuşpalazı olarak bilinen enfeksiyonun bulaşmasında hastalar ve taşıyıcılar rol oynamaktadır. Hasta bireyler bakteriyi, öksürürken, hapşırırken ya da konuşurken oluşturdukları damlacıklar aracılığı ile doğrudan ya da sekresyonları ile kirlenmiş eşyaları ile dolaylı olarak çevreye yayabilirler. Bazı kişiler solunum yollarında bu hastalık etkenini herhangi bir belirti göstermeden taşıyabilirler. Bu kişiler de hastalar gibi bakterinin bulaşmasında risk yaratırlar. Difteri etkeni ile karşılaşmamış veya aşılanmamış kişiler her yaşta hastalığa yakalanabilirler.

Difteri (Kuşpalazı) Hastalığının Bulaştırıcılık Ne Kadar Sürer?

Tedavi edilmemiş hastalar genellikle 2-3 hafta boyunca bulaştırıcı (infeksiyöz) olurlar ve bulaştırıcılık genellikle antibiyotik tedavisi başlandıktan sonraki 24 saat içinde sona erer. Antibiyotik verilmezse nadiren 4 haftayı da geçebilir. 

Difteri (Kuşpalazı) Hastalığında Ölüm Oranı Nedir?

Ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte ölüm % 20’lere kadar çıkabilir. Salgınlarda ise ölüm daha yüksektir; her üç kişiden biri kaybedilebilir.

Difteri (Kuşpalazı) Hastalığında Tedavisi Nasıldır?

Difteri tedavisinde kişiler, diğer hasta ve sağlıklı kişilerden ayrılarak önce boğaz kültürleri ve tetkik için kanları alınır sonra antitoksin ve antibiyotik tedavisi başlanır. Hastalar hastalığı geçirse bile hastaneden çıkmadan önce muhakkak aşı uygulanır ve aşı her 10 yılda bir tekrarlanmalıdır.

Difteri Aşısının Etkinliği Nasıldır?

Yetişkinlerde uygun aralıklarla yapılmış 3 doz veya bebeklerde karma aşı içinde yapılan 4 doz difteri aşısı ile % 95’ten fazla koruyuculuk sağlanır. Difteri aşısının klinik etkinliği %97 olarak tahmin edilmektedir.

Difteri Aşısının Etkinliği Nasıldır?

Yetişkinlerde uygun aralıklarla yapılmış 3 doz veya bebeklerde beşli karma aşı içinde yapılan 4 doz difteri aşısı ile % 95’ten fazla koruyuculuk sağlanır. Difteri aşısının klinik etkinliği % 97 olarak tahmin edilmektedir.

Çocukluk Aşı Takviminde Difteri Aşı Şeması Nasıldır?

Mevcut takvimimizde difteri aşısı 5’li karma aşı (DaBT-İPA-Hib) şeklinde 2,4,6 aylarda yapılmakta ve 18. ayda tekrar dozu uygulanmaktadır. Okul çağına gelindiğinde ilkokul 1. sınıfta 4’lü karma (DaBT-İPA) ve 8. sınıfta da difteri-tetanoz (Td) şeklinde aşı uygulaması devam etmektedir.

Aşının Yapılmaması Gereken Durumlar  Nelerdir?

Aşı veya aşı içeriklerine karşı ciddi alerjik reaksiyon (anaflaksi) öyküsü olanlara tekrar difteri aşısı yapılmamalıdır. Orta veya ağır akut hastalığı olanlarda aşı ertelenmelidir. Ancak hafif hastalıkta aşı yapılabilir. Bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar ve gebeler difteri aşısı olabilirler.

Aşı Yan Etkiler Nelerdir?

Yaygın allerjik deri döküntüsü, ciddi allerjik reaksyon (anafilaksi) veya sinir sisteminiyle ilgili ciddi sistemik yan etkiler, difteri aşısı uygulanmasından sonra ender olarak bildirilmiştir. İçinde difteri aşısının da bulunduğu çoklu aşıların sonrasında görüldüğü bildirilen en sık yan etkiler bölgesel reaksiyonlardır ve genellikle hassasiyet ile birlikte olan veya olmayan deride sertlik (endurasyon) şeklindedir. Bölgesel yan etkiler genellikle tedavi gerektirmeden iyileşir. Ateş ve diğer vücudun bütününü etkileyen yan etkiler sık görülmez.

Haemophilus influenzae Tip b (Hib) Hastalığı Nedir?

Haemophilus influenzae tip b (Hib) neden olduğu hastalıklar nelerdir?

Haemophilus influenzae tip b bakterisi birçok farklı, ciddi ve hatta ölümcül olabilen hastalıklara neden olur. Hib bakterisi; menenjit (beyin ve omuriliği saran zarın iltihabı), kan zehirlenmesi, (sepsis), zatürre, eklem iltihabı, kalp zarı iltihabı, deri ve derinin altında yer alan yumuşak dokuların iltihabı, kemik iltihabı, sinüzit, otite (orta kulak iltihabı) neden olabilir. Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklar en çok 5 yaşından küçük bebek ve çocuklarda görülür. Ancak, 5 yaş ve üzerindeki çocuk ve yetişkinlerde, bazı hastalıkların varlığı veya bağışıklık sistemini zayıflatan tedavilerin alınması durumunda da Hib bakterisinin neden olduğu hastalıkların riski artar.  

Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklar ciddi midir?

Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklar çok ciddidir. Bu hastalıkların büyük çoğunluğu çocukların hastaneye yatırılarak tedavi edilmesini gerektirir. Tedaviye rağmen Hib menenjiti olan 20 çocuktan biri ölmektedir, yaşayan 5 çocuktan birinde de beyninde kalıcı hasar ya da sağırlık gelişir.

Hib bakterisinin neden olduğu hastalıkların belirtileri nelerdir?

Hib hastalığı vücutta etkilediği bölgeye göre farklı belirtiler gösterir. Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklar arasında en ağır seyredeni menenjittir. Menenjit,  beyin ve omuriliği saran zarın iltihabıdır. Belirtileri:

  • Yüksek ateş
  • Bilinç bulanıklığı
  • Başağrısı ya da ense sertliği
  • Işığa hassasiyet
  • İştahsızlık, çevre ile olan ilginin azalması, dalgınlık ve kusma (bebeklerde) dır.

Hib bakterisi nasıl yayılır?

Burun ve boğazında Hib bakterisi bulunan kişilerin öksürme ve hapşırmasıyla yayılır. Bakterinin solunum yoluyla alınması ya da solunum yolu sekresyonlarına doğrudan temas ile bulaşır. Bakteri, genellikle burun ve boğazda hastalığa yol açmaksızın kalır. Bazen kan yoluyla yayılarak ciddi enfeksiyonlara yol açabilir.

Hib hastalığından nasıl korunulur?

Hib hastalığına karşı en iyi korunma yolu Hib aşısı ile aşılanmaktır.

Çocuğumu neden Hib aşısı ile aşılatmalıyım?

 Hib aşısı:

  • Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklardan ve bu hastalıkların neden olabileceği ölüm ve sakatlıktan korur.
  • Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklardan en ağırı olan menenjitten ve kan zehirlenmesinden, aşı hemen hemen tamamen korur. 
  • Hib bakterisinin neden olduğu hastalıklar nedeniyle çocuğunuzun bakım gereksinimini ve okula devamsızlığını da önler. 

Kimlere Hib aşısı uygulanmalıdır?

  • Bebek ve 5 yaşından küçük tüm çocuklara uygulanmalıdır.
  • 5 yaş ve üzerinde olup Hib bakterisinin neden olduğu hastalıkların riskini arttıran başka hastalıkları bulunan daha büyük çocuk ve yetişkinlere de Hib aşısı uygulanmalıdır.

Hib hastalığı riskini arttıran hastalıklar nelerdir?

5 yaş ve üzerindeki çocuk ve yetişkinlerde bazı hastalıkların bulunması durumunda hib hastalığı riski artar.  Bu hastalıklar:

  • Splenektomi/aspleni (dalağın bulunmaması)
  • Orak hücreli anemi
  • BOS kaçağı
  • Kök hücre naklidir.

Hib Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

  • Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimimizde, Hib aşısı beşli karma aşı içerisinde (DaBT-İPA-Hib) yer almaktadır. Takvimimizde; 2’inci, 4’üncü, 6’ıncı ve 18’inci ayda olmak üzere 4 doz uygulanır.
  • Hib aşısı, 5 yaş ve üzerindeki sağlıklı çocuklara; riski arttıran bir hastalık(kök hücre nakli, dalak bulunmaması gibi) yok ise gerekli değildir. 
  • 5 yaş ve üzerinde Hib hastalığı riskini arttıran durumların varlığında Hib aşısı uygulanır. Aşılama şeması hastalıklara ve yaşa göre farklılık gösterir.

Hib aşısı güvenli midir?

Evet. Hib aşısı çok güvenlidir ve Hib hastalığını önlemede çok etkilidir. Aşıların tıpkı ilaçlar gibi yan etkileri olabilir. Çocukların çoğunda bu yan etkiler görülmez.

Hib aşısının yan etkileri nelerdir?

Hib aşısının yan etkileri genellikle hafiftir ve 2-3 günde sonlanır. Bunlar:

  • Aşının yapıldığı yerde kızarıklık, şişlik, sıcaklık artışı ve ağrı
  • Ateş

Hib aşısının uygulanmaması gereken durumlar var mıdır?

  • Bir aşıya karşı ciddi allerjik reaksiyon ortaya çıkması durumunda, o aşının sonraki dozları uygulanmamalıdır.
  • Bir aşı bileşenine karşı ciddi allerjik reaksiyon ortaya çıkması durumunda, bu maddeyi içeren tüm aşıların uygulanmaması gerekir. 

Hepatit A Hastalığı Nedir?

Hepatit A hastalığı, Hepatit A virüsünün bulaşması sonucu ortaya çıkan bir karaciğer enfeksiyonudur. 

Hepatit A Virüsü Nasıl Bulaşır?

Hastalık çoğunlukla dışkı ile kirlenmiş, hastalık etkeni içeren su ve gıda tüketiminden kaynaklanır. Yemek hazırlayan ve gıda sektöründe çalışan kişilerin temizlik önlemlerine dikkat etmemesi, kanalizasyon suları ile kirlenmiş besinlerin çiğ ya da az pişmiş olarak yenilmesi en sık bulaşma yollarıdır. Bunun dışında yanında bir diğer bulaş yolu da eşcinsel/biseksüel cinsel ilişkidir. Hijyenik şartların kötü olduğu ülkelerde sıktır. 

Hepatit A Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Hepatit A virüs enfeksiyonları erişkinlerde çoğunlukla belirti verirken, 6 yaşından küçük çocuklarda genellikle hafif seyreder. İleri yaşlarda hastalığın ciddiyeti giderek artar. Genellikle bulgular virüsle temas ettikten sonra 15-50 gün (ortalama 28 gün) sonra  ortaya çıkar. Belirtiler:

  • Halsizlik, yorgunluk
  • İştah kaybı
  • Bulantı-kusma, mide rahatsızlığı
  • İshal
  • Karın ağrısı
  • Kilo kaybı 
  • Ateş
  • Gözlerde ve ciltte sararma 
  • Koyu renkli (çay rengi) idrar
  • Çamur gibi veya beyazımsı dışkı

Hepatit A Hastalığı Yaygınlığı Nasıldır? 

Hepatit A, sosyoekonomik durum ve bölgelere göre farklılık göstermekle birlikte tüm dünyada yaygın olarak görülmektedir. Hastalıkla sonbahar ve kışın ilk aylarında daha sık karşılaşılmaktadır. Ülkemiz Hepatit A enfeksiyonu açısından dünyada orta düzeyde yaygınlığın olduğu ülkeler arasındadır. 

Hastalık sosyoekonomik durum ve yaşam şartları ile direkt ilişkili olduğundan bu koşulların düzelmesiyle hastalık görülme sıklığında belirgin düşüş görülmekte, Hepatit A virüsü ile karşılaşma ve hastalık görülme sıklığı ise daha ileri yaşlara kaymaktadır.

Kimler Daha Fazla Risk Altındadır?

  • Kronik karaciğer hastalığı olanlar
  • Kronik Hepatit B ve Hepatit C  hastaları
  • HIV/AIDS hastaları 
  • Pıhtılaşma bozukluğu olanlar
  • Organ ve kemik iliği nakli adayları ve alıcıları
  • Eşcinsel/biseksüel erkekler
  • Kanalizasyon işçileri
  • Hepatit A’nın yaygın olarak görüldüğü ülkelere seyahat edenler
  • Sağlık kurumlarında alt bakımı hizmeti verilen servislerde (çocuk enfeksiyon servisleri, yoğun bakım üniteleri gibi) çalışan personeller
  • Dışkı materyali ile çalışan laboratuvar çalışanları daha fazla risk altındadır.

Hepatit A Hastalığından Korunma Yöntemleri Nelerdir?

Hepatit A enfeksiyonunun esas bulaş yolu göz önüne alındığında virüsün yiyecek, su ve çevreye bulaşmasının önlenmesi en önemli kontrol yöntemidir. 

  • Genel temizlik kurallarına uyulmalı
  • Eller su ve sabunla yıkanılmalı
  • Gıda sektöründe çalışan kişilerin kontrol edilmeli
  • Temiz olduğundan ve iyice piştiğinden emin olunan yiyecekler tüketilmeli
  • Bölgede kuyu suyu ya da depo suyu kullanılıyorsa, klor kullanma talimatına uygun şekilde mutlaka sular klorlanmalı
  • Zorunlu hallerde su en az 10 dakika kaynatılarak kullanılmalı
  • Çöplerin, ağzı kapalı çöp kutularında toplanmalı ve çöp poşetlerinin ağzı kapatılarak bırakılmalıdır.

Hepatit A hastalığından korunmanın bir diğer yöntemi de aşılanmadır.

Ülkemizde 2012 yılı sonunda çocukluk dönemi aşı takvimine girmiş olup 1 Mart 2011 ve daha sonra doğan çocuklara 18 ve 24 ay sonunda olmak üzere 2 doz şeklinde uygulanmaktadır.

Aşı sonrası lokal yan etkiler görüldüğünde, aşı uygulanan bölgeye soğuk uygulaması yapılabilir, parasetamol içeren ilaçlar verilebilir. 

Hepatit A Hastalığının Tedavisi Var mıdır?

Hepatit A virüse bağlı gelişen hastalığın özgül bir tedavisi yoktur. Yakınmalar göre destek tedavisi verilir. Hastalar bu dönemde, doktor tarafından verilen ilaçlar dışında dışardan hiçbir ilaç, bitkisel katkı maddesi ve alkol gibi maddeleri kullanmamalıdır.

Hepatit A Aşısı Çocuklarda Kaç Doz Uygulanır? 

Hepatit A aşısı çocuklara iki doz olarak uygulanır. İki doz sonrası bağışıklık yüksek düzeylere ulaşmaktadır.

Hepatit A Aşısının 2 Dozu Arasında Ne Kadar Süre Olmalıdır?

  1. doz ile 2. doz arasında en az 6 ay süre bırakılmalıdır. Diğer çocukluk çağı aşılarıyla birlikte aynı anda ya da herhangi bir süre gözetilmeksizin uygulanabilir.

Hepatit A Aşısı Uygulaması Nasıldır?

Kolun üst kısmına (deltoid kas) kas içine uygulanır. Kol dirsekten 45° içe bükülür ve enjektör 90° dik açıyla cilde girecek şekilde, kas içine (intramusküler) uygulanır.

Hepatit A Aşısı Çocukluk Çağı Uygulama Şeması Nasıldır?

Ülkemizde 2012 yılı sonunda çocukluk dönemi aşı takvimine girmiş olup 1 Mart 2011 ve daha sonra doğan çocuklara 18 ve 24 ay sonunda olmak üzere 2 doz şeklinde uygulanmaktadır.

Hepatit A Aşısı En Erken Ne Zaman Uygulanabilir?

En erken 12. ayda uygulanabilir.

Hepatit A Aşısının Erişkinlerde Uygulama Şeması Nasıldır? 

Erişkinlerde aşı uygulaması çocuklarda da olduğu gibi en az 6 ay ara ile 2 doz şeklindedir. Ancak erişkinlerde aşı öncesi kan tahlili yapılarak kişinin daha önceden bağışık olup olunmadığı değerlendirilmelidir.

Gebelikte Hepatit A Aşısı Uygulanabilir mi?

Gebelikte yapılmasının güvenli olduğuna dair kesin kanıt yoktur. Gebelerde yüksek hastalanma riski olmadıkça aşı uygulanmamalıdır.

Hepatit A Aşısının Yapılmaması Gereken Durumlar Nelerdir? 

  • Bir aşıya karşı gelişen anafilaktik reaksiyon ileri (ani başlayan ve ölüme neden olabilen allerji), o aşının sonraki dozlarının da yapılmaması gereken durumdur.
  • Ateşli veya ateşsiz ciddi hastalık durumunda, izleyen hekime danışılmalıdır.

Hepatit A Aşısının Yan Etkileri Nelerdir? 

Hepatit A aşısının yan etkileri nadirdir. 

Hepatit A aşısının lokal yan etkileri; enjeksiyon yerinde ağrı, hassasiyet veya kızarıklık olabilir. Bu yan etkiler çocuklarda %15-20, erişkinlerde % 56 oranında görülebilmektedir. Ateş, ishal, kusma ve yorgunluk gibi sistemik reaksiyonlar % 10’dan az görülür. Ciddi yan etkiler nadirdir.

Aşı sonrası lokal yan etkiler görüldüğünde, aşı uygulanan bölgeye soğuk uygulaması yapılabilir, parasetamol içeren ilaçlar verilebilir. 

Kimlere Aşı Ücretsiz Uygulanmaktadır?

Sağlık Bakanlığı tarafından 1 Mart 2011 ve daha sonrasında doğan çocuklara ve risk grubundaki kişilere aşı ücretsiz olarak uygulanmaktadır.

Hepatit B Hastalığı Nedir?

Hepatit B hastalığı, hepatit B virüsünün neden olduğu, bulaşıcı bir hastalıktır. 

Hepatit B Virüsü Nasıl Bulaşır?

En yaygın bulaşma yolları; 

  • Kontrol edilmemiş kan nakli ya da kan ürünlerinin kullanımı
  • Sterilize edilmemiş araçlarla tıbbi ya da diş müdahaleleri
  • Anneden bebeğe doğum sırasında
  • Kullanılmış enjektör paylaşımı
  • Tıraş bıçağı, diş fırçası gibi eşyaların paylaşımı
  • Sterilize edilmemiş araçlarla dövme ya da vücut takılarının uygulanması
  • Güvenli olmayan cinsel ilişki ile bulaşabilir.

Hepatit B Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Hastalık belirti ve bulguları, erişkinlerde bebekler veya çocuklardan daha sık meydana gelir. Yetişkinlerin yaklaşık % 50’sinde hastalık etkeni olan virüsle temas ettikten 45-160 gün (ortalama, 120 gün) sonra belirtiler görülebilir. İyileşme döneminde,sarılık, iştahsızlık ve diğer belirtiler kaybolur ise de halsizlik ve yorgunluk, haftalar ya da aylarca sürebilir. 

  • Halsizlik, yorgunluk
  • İştahsızlık
  • Bulantı, kusma 
  • Karın ağrısı
  • Ateş
  • Baş ağrısı 
  • Kas ve eklem ağrıları, artrit
  • Deri döküntüleri 
  • Koyu renkli idrar 
  • Gözlerde ve ciltte sararma 

Hepatit B Virüs Enfeksiyonlarında Bulaştırıcılık Dönemi Ne Kadar Sürer?

Akut veya kronik hepatit enfeksiyonu olmasına bakılmaksızın bütün HBsAg pozitif insanlar bulaştırıcı olarak kabul edilirler. (Hastalığın bulaşmasından sorumlu madde (HBsAg) kan ve vücut sıvılarında belirtilerin başlamasından 2 ay öncesinden belirtilerin çıkışının sonrasına kadar olan dönemde mevcuttur).

Hepatit B Virüs Enfeksiyonlarından Korunmak Neden Önemlidir?

Akut Hepatit B Virüs (HBV) enfeksiyonu geçiren yetişkinlerin büyük bir kısmı genellikle tamamen iyileşebilir ve hastalığa karşı bağışıklık oluşur. 

Bununla birlikte akut hastalık geçiren insanların % 1-2’sinde fulminant hepatit adı verilen son derece ölümcül olan tablo gelişir.Akut HBV enfeksiyonu sonuçları ciddi olabilmesine rağmenHBV enfeksiyonu ile ilişkili ciddi sonuçların çoğu hastalığın kronikleşmesi ile gelişir. Kronik karaciğer hastalığı, siroz veya karaciğer kanseri gibi  hastalıklardan her yıl binlerce insan hayatını kaybetmektedir.

Kimler Daha Fazla Risk Altındadır?

  • Hemodiyaliz hastaları 
  • Organ ve kemik iliği nakli adayları ve alıcıları,
  • Sık kan ve kan ürünü kullanmak zorunda kalan kişiler,
  • Madde bağımlıları,
  • Hepatit B taşıyıcılarının aile içi temaslılardan aşısız olanlar 
  • Çok sayıda cinsel eşi olan ve para karşılığı cinsel ilişkide bulunan kişiler,
  • Eşcinsel/biseksüel erkekler,
  • Hepatit B dışında kronik karaciğer hastalığı olan kişiler,
  • Cezaevlerinde ve ıslahevlerinde bulunan hükümlüler ve çalışanlar
  • Piercing, kalıcı dövme yaptırmayı planlayan kişiler, 
  • Berberler-kuaförler, manikür ve pedikürcüler
  • Zihinsel engelli bakımevlerinde bulunan kişiler,
  • Yetiştirme yurtlarında bulunan kişiler,
  • Güvenlik personeli (asker, polis vb. arasında kan ve hasta çıkartıları ile temas riski yüksek olanlar)
  • Sağlık kurumlarında çalışan temizlik elemanları, 112 acil sağlık hizmetleri personeli ile acil durum, afet ve olağandışı durumlarda görev alan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli ile kazalar ve afetlerde ilk yardım uygulayan kişiler,
  • Hepatit B’nin yaygın olarak görüldüğü ülkelere seyahat edecek kişiler.

Hepatit B Virüs Enfeksiyonlarından Korunma Yolları Nelerdir?

  • Bütün gebe kadınlara kan testi bakılarak, hepatit B virüsü taşıyan annelerin bebeklerine doğum sonrası Hepatit B Koruyucu Serumu (Hepatit B İmmünglobülin) ve hepatit B aşısı uygulanmalıdır.
  • Cinsel yolla bulaşmanın önlenmesi için aşı uygulanmalıdır. Aşı uygulaması istemeyen kişiler ile aşı uygulanmış ama henüz bağışıklık sağlanmamış kişiler bağışıklık oluşuncaya kadar olan dönemde kondom kullanmalıdırlar.
  • Enjektör ve cerrahi malzemelerin steril veya tek kullanımlık olmasına dikkat edilmelidir.
  • Damar içi madde kullanıcıları tarafından iğne, şırınga ve diğer enjeksiyon araç-gereçleri paylaşılmamalıdır.
  • Dövme, piercing, akupunktur uygulaması yapılan yerlerde tek kullanımlık steril malzeme kullanılmalıdır.
  • Aile içinde hepatit B taşıyıcısı olanlar kişiler ile toplu yaşam alanlarında (yurt, askeri birlik..) kalan kişiler traş makinesi, diş fırçası, tırnak makası gibi kişisel malzemeleri ortak kullanmamalıdır.
  • T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış tıbbi hizmet ya da diş sağlığı hizmeti veren kuruluşlardan sağlık hizmeti alınmalıdır.
  • Ancak Hepatit B virüs enfeksiyonlarından korunmanın en etkin yolu aşılamadır.

Hepatit B Virüs Enfeksiyonlarının Tedavisi Nasıldır?

Akut HBV enfeksiyonunun özgül bir tedavisi bulunmamaktadır.Tedavi destekleyicidir.

Kronik HBVtedavisindeki amaç siroz, karaciğer yetmezliği ve karaciğer kanserine ilerlemenin önlenmesidir.Bu nedenle kronik hepatit B hastalarının, hastalık gelişimi ve tedavi seçenekleri açısından düzenli olarak takip edilmesi gereklidir. Kronik hepatit B tedavisinde kullanılan çok çeşitli ilaç seçeneği mevcuttur. Tedavi ile hastalık kontrol altına alınabilmekle birlikte virüsün vücuttan tamamen uzaklaştırılması genellikle mümkün olmamaktadır. Genel olarak tedavi hastalığın derecesine göre ağızdan alınan bir antiviral ilaçtan karaciğer nakline kadar değişiklik göstermektedir.

Hepatit B Virüs Alınma Yaşı ile Hastalık Gelişimi Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır?

Hepatit B virüs enfeksiyonlarının kronikleşmesi dolayısıyla ilerleyici sonuçlar doğurması yaş ile ters orantılıdır. Anneden HBV virüsü alan bebeklerin % 90’ı, 1-5 yaş arası HBV ile enfekte çocukların ise % 30- 50’si kronik olarak enfekte olur.Yetişkinlerde kronik HBV enfeksiyonu gelişme riski yaklaşık % 5′ tir. Bu nedenle bebeklik ve çocukluk dönemi aşılaması daha da önem kazanmaktadır.

Gebe Kadınlarda Hepatit Taraması Yapılmalı mıdır?

Yenidoğan bebeklerin acil temas sonrası tedavisi gerekliliğinin belirlenebilmesi için, tüm gebe kadınlara doğum öncesi HBsAg bakılmalıdır. HBV enfeksiyonu için risk altında olan kadınlar veya HBV enfeksiyonu geçiren kadınlar, doğum için hastaneye başvurdukları dönemde de tekrar test edilmelidirler.

Bebeklerde Hepatit B Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Bebeklerde ilk dozu doğumda ilk 72 saat tercihan 24 saat içinde uygulanmalıdır.1. ayın sonunda 2. doz ve 6. ayın sonunda da 3. dozu uygulanır.

Annesi Hepatit Taşıyıcısı Olan Yenidoğan Bebeğe HBV Enfeksiyonunun Önlenmesi İçin Neler Yapılmaktadır?

Annesi hepatit B taşıyıcısı olan bebeklere, 12 saat içinde Hepatit B aşısı 1.dozu ile birlikte HBIG (Hepatit B İmmun Globulini) de uygulanmalıdır. 2.doz 1.ayın sonunda ve 3.doz 6. ayın sonunda uygulanır. Bebeğe son aşı dozundan dört-sekiz hafta sonra anti-HBs ve HBsAg testleri bakılmalıdır. Bu şekilde hem aktif (aşı ile) ve hem de pasif (Hepatit B İmmun Globulini ile) bağışıklanan bebeklerin yaklaşık % 95’inde HBV enfeksiyonlarını önlemek mümkün olmaktadır.

Bebeklerde Hepatit B Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Bebeklerde ilk dozu doğumda ilk 72 saat tercihan 24 saat içinde uygulanmalıdır.1. ayın sonunda 2. doz ve 6. ayın sonunda da 3. dozu uygulanır.

Bebeklik Dönemi Dışında Hepatit B Aşı Uygulaması Nasıldır?

Bebeklik dönemi dışında da aşı uygulama takvimi 0-1-6 şeması şeklinde olmakla birlikte zorunlu hallerde hepatit B’nin 1. ve 2. dozu arasında en az 4 hafta, 2. ve 3. dozu arasında en az 8 hafta olmalı, ayrıca 3. doz 1. dozdan en az 16 hafta sonra uygulanmalıdır.

Aşının Etkinliği Nasıldır?

3 doz hepatit B aşısından sonra yetişkinlerin  % 90’dan fazlasında, bebek-çocukların ve 19 yaşa kadar olan kişilerin % 95’inde yeterli yanıt gelişmektedir. Fakat yaşa bağlı olarak değişiklikler, düşmeler gözlenebilir. 40 yaşından sonra hastaların yaklaşık %90’ ında antikor yanıtı oluşurken 60 yaş üzerinde %75 bağışıklık oluşmaktadır.

Aşıya Yanıt Vermeyenlerde Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?

3 doz aşı yapıldıktan sonra anti HBs yanıtı (≥10 mIU/ml) gelişmeyen kişilere 3 dozluk hepatit B aşı serisi tekrarlanır. Son dozdan 2 ay sonra antikor bakılır. 2 kür aşı yapılmasına rağmen cevap vermeyenler %5’lik gruba Hepatit B virüs enfeksiyonları ile ilgili bilgilendirme yapılır ve olası temasta HBIG (Hepatit B İmmun Globulini) ile koruyuculuk sağlanır.

Aşının Kesin Yapılmaması Gereken Durum Var mıdır?

Ekmek hamuru mayasına (Saccharomyces serevisiae) karşı gelişen çok şiddetli alerjik reaksiyon( anafilaktik reaksiyon) varlığında aşı uygulanmamalıdır.

Hepatit B Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?

En sık bildirilen yan etkiler enjeksiyon yerinde ağrı ve hafif ateştir. Halsizlik, baş ağrısı ve huzursuzluk gelişebilir. Ölümcül olabilecek düzeyde allerji (anaflaksi)aşı yan etkileri raporlarına göre her 600.000 kişide bir görülen nadir bir yan etkidir.

Hepatit B Aşısı Kimlere Ücretsiz Olarak Yapılmaktadır?

Çocukluk çağı ve risk grubunda yer alan kişilere aşı ücretsiz olarak yapılmaktadır.

Kabakulak Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kabakulak, kabakulak virüsünün neden olduğu, bulaşıcı bir hastalıktır.

Hafif ateş, tükürük bezlerinde ve lenf bezlerinde şişme, baş ağrısı, kas ağrısı, yorgunluk ve iştahsızlık belirtileri görülür.

Virüsü alanların yaklaşık olarak %30’unda tüm bulguları ile hastalık gelişir. Yaklaşık %30’luk bir grubunda ise hiçbir bulgu ortaya çıkmaz. Ancak bu hiç bulgu geliştirmeyen kişiler de etraflarına virüsü saçarak, diğer kişilerin hastalanmalarına neden olur.

Kabakulak Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Virüsü almış olan kişiler, öksürük, hapşırık, konuşmaları sırasında, boğaz, burun ve ağızlarından tükürük ya da salgıların damlacıklarının havaya karışması ile diğer kişilere geçer, ayrıca bu damlacıkların çevrede bulunan eşyaların üzerine gelmesi ve sonradan bir başka kişinin bunlarla teması ile de rahatlıkla kişiye bulaşır. 

Tamamen duyarlı bir toplumda bir kabakulak vakası 4-7 kişiye hastalığı bulaştırabilir. 

Kabakulak Hastalığı için Bulaştırıcılık Dönemi Nedir?

Kabakulak hastası olan kişiler tükürük bezlerinin şişmesinden önceki ve sonraki 5 gün boyunca bulaştırıcıdır.

Kabakulak Hastalığından Korunmak Neden Önemlidir?

Kabakulak genellikle 1-2 hafta içerisinde iyileşebilen bir hastalıktır ancak, ciddi klinik tablolara ve komplikasyonlara da neden olabilir. 

En yaygın görülen ciddi tablo testis iltihabıdır (ergenlik sonrası kabakulak geçiren her 5 erkekten birinde testis iltihabı gelişebilmektedir. Testis iltihabı olanlarda kısırlık gelişebilir. 

Nadir görülen diğer ciddi durumlar ise; beyin iltihabı, menenjit, pankreas iltihabı, yumurtalık iltihabı, geçici ve kalıcı işitme azlığı ve çok nadiren işitme kaybıdır. 

Gebeliğin ilk 3 ayında hastalık geçirilirse düşük riski artabilmektedir. 

Nadiren ölümle de sonuçlanabilen bir hastalıktır (10 binde 1)

Kabakulak Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Hastalıktan korunmanın tek yolu aşılamadır.

Kabakulak Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Kabakulak hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi (istirahat, sıvı tedavisi ve komplikasyonlara yönelik müdahaleler) oluşturmaktadır.

Hastaların belirtilerin başlamasından itibaren bir hafta boyunca evden çıkmaması ve sağlam kişilerle temasının kısıtlanması hastalığın yayılımını azaltacaktır.

Kabakulak Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Kabakulak aşısı, çocukluk dönemi aşı takviminde KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) şeklinde, 12. ayda ve ilköğretim 1. sınıfta olmak üzere iki doz olarak ücretsiz uygulanmaktadır.

Kabakulak aşısının yan etkileri nelerdir?

Canlı zayıflatılmış bir aşı olan kabakulak aşısı sonrasında %10 aşı uygulanan yerde ağrı-şişlik-kızarıklık ve hafif ateş, %5 hafif döküntü ve % 1-5 tükürük bezlerinde şişlik görülebilmektedir.

Kızamık Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kızamık hastalığı çocukluk yaş grubunda daha sık olmak üzere her yaşta görülebilen bulaşıcı bir hastalıktır. 

Kızamık hastalığına kızamık virüsü neden olur.

İnsanlar bilinen tek kaynaktır.

Hastalık, solunum yoluyla bulaşmakta, ateş, döküntü ile seyretmektedir. Beraberinde öksürük, burun akıntısı, halsizlik ve gözde kızarıklık gibi belirtiler bulunabilir. 

Kızamığın kesin tanısı laboratuvar doğrulamasıyla konur.

Kızamık Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Daha önce kızamık geçirmemiş veya kızamık aşısı ile korunur hale gelmemiş birisi kızamık ile karşılaşırsa, neredeyse %100 hastalanır ve bu bir hasta ile karşılaşıldığında o hastalığı geçirme riskinin ve bulaştırıcılığın en yüksek olduğu hastalıklardan biridir.

Virüs, hava yollarındaki damlacıkların solunmasıyla ya da enfekte kişilerin burun ve boğaz salgılarının doğrudan ya da dolaylı olarak (bulaşmış nesneler aracılığıyla vb) temasıyla bulaşır. Bu özellikleri nedeni ile de toplum içerisinde çok kolay yayılır. 

Dünya genelinde, her gün aşıya ulaşamayan, 380 çocuk kızamıktan ölmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)  tarafından; gerçek vaka ve ölüm sayılarının bildirilen sayılardan yaklaşık 10-50 kat daha fazla olduğu tahmin edilmektedir. 

Kızamık Hastalığı için Bulaştırıcılık Dönemi Nedir?

Kızamık hastası bir kişiyle temas sonrası hastalığın gelişmesi için gereken süre ortalama 10-12 gündür. 

Kızamık hastalığı olan kişiler döküntünün başlamasından dört gün öncesine kadar, döküntünün başlamasından itibaren ise dört gün boyunca bulaştırıcı kabul edilmektedir.

Kızamık hastalığından korunmak neden önemlidir? 

Bildirilen kızamık vakalarının yaklaşık %30’unda bir ya da daha fazla komplikasyon gelişmektedir. 

Bir yaş altı çocuklarda ve erişkinlerde ciddi komplikasyon riski daha yüksektir. Kızamık geçirenlerin %1 ile 6’sında zatürre, %6’sında ishal, %7-9’unda ciddi orta kulak enfeksiyonu, 1000 vakada bir körlük ve beyin iltihabı görülür. 

Gelişmekte olan ülkelerde her 20 kızamık vakasından biri kaybedilmektedir.

SSPE Hastalığı Nedir?

SSPE, santral sinir sisteminin kalıcı kızamık virus enfeksiyonu nedeni ile oluşan ilerleyici kronik ensefalitidir.Genellikle, kızamık hastalığının geçirilmesinden 7-10 yıl sonra görülmektedir.SSPE hastalarında moleküler tanı yöntemleri ile yapılan incelemelerde de hastalığa neden olan kızamık virüsü gösterilmiştir. 

Kızamık aşısı SSPE’ye neden olmaz.

SSPE sıklığının kızamık enfeksiyonunun yaşamın erken dönemlerinde geçirilmesiyle yükseldiği bilinmektedir. 

Kızamık Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Hastalıktan korunmanın tek yolu aşılamadır.

Kızamık Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Kızamık hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi (istirahat, sıvı tedavisi, A vitaminive komplikasyonlara yönelik müdahaleler) oluşturmaktadır.

Hastaların döküntülerin başlamasından sonraki bir hafta boyunca evden çıkmaması ve sağlam kişilerle temasının kısıtlanması hastalığın yayılımını azaltacaktır.

Kızamık Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Kızamık aşısı, çocukluk dönemi aşı takviminde KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) şeklinde, 12. ayda ve ilköğretim 1. sınıfta olmak üzere iki doz olarak ücretsiz uygulanmaktadır.

  1. 12. ayda ve ana sınıfında uygulanmış olan kayıtlı iki doz KKK aşısı bulunması kaydıyla; okulda KKK aşısının tekrar uygulanmasına gerek bulunmamaktadır.

Kızamık aşısının yan etkileri nelerdir?

Canlı zayıflatılmış bir aşı olan kızamık aşısı sonrasında %10 aşı uygulanan yerde ağrı-şişlik-kızarıklık ve hafif ateş, %5 hafif döküntü görülebilmektedir.

Kızamıkçık Hastalığı Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Kızamıkçık kızamıkçık virüsünün neden olduğu çocuklarda sıklıkla hafif geçirilen bir enfeksiyondur. İnsanlar bilinen tek kaynaktır.

Kızamıkçık hastalığında döküntü, hafif ateş, boğaz ağrısı, lenf bezlerinde şişme ve burun akıntısı görülebilir.

Küçük çocuklarda, kızamıkçık virüsüyle oluşan bu enfeksiyon sıklıkla kayda değer herhangi bir belirti olmadan da seyredebilir. Ancak bu çocuklar etrafa hastalığı hızla ve kendileri de çok hasta olmadıklarından kolayca bulaştırırlar.

Erişkinlerde kızamıkçık hastalığı sırasında eklem iltihabına bağlı olarak eklem ağrıları da görülebilir.

Kanama bozuklukları, ilerleyici beyin iltihabı gibi nadir ancak ağır yan etkiler de görülebilir.

Kızamıkçığın kesin tanısı laboratuvar doğrulamasıyla konur.

Kızamıkçık Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Kızamıkçık virüsü, yakın temas sırasında burun ve boğaz salgılarından havayoluna yayılan damlacıklarla bulaşır.

Kızamıkçık Hastalığı için Bulaştırıcılık Dönemi Nedir?

Kişilerin en çok bulaştırıcı olduğu dönem döküntülerin başladığı dönemdir; ancak döküntünün başlamasından önceki ve sonraki bir hafta boyunca bulaştırıcı olabilirler.

Kızamıkçık hastası bir kişiyle temas sonrası hastalığın gelişmesi için gereken kuluçka dönemi ortalama 14 gündür.

Kızamıkçık hastalığından korunmak neden önemlidir?

Kızamıkçık hastalığından korunmak; gebelik döneminde geçirildiğinde konjenital kızamıkçık sendromuyla sonuçlanması nedeniyle önemlidir.Dünyada her yıl 100 bin bebek konjenital kızamıkçık sendromu ile doğmaktadır. Doğan bebeklerin kalp rahatsızlığı, katarakt ve körlük, ciddi zekâ geriliği gibi ağır sekeller ile dünyaya gelmesine neden olmaktadır.

Konjenital Kızamıkçık Sendromu Nedir?

Doğumsal kızamıkçık sendromu, hamileliğinin ilk üç ayında kızamıkçık hastalığı geçiren kadınların doğurduğu bebeklerin yüzde 90 kadarında görülür. Dünyada, her yıl bu şekilde 100 bin bebeğin doğduğu tahmin edilmektedir.

Doğumsal kızamıkçık sendromu; ağır kalp hasarı, sağırlık, beyin hasarı ve katarakt gibi doğumsal sakatlıklar neden olur. 

Tam bir tedavisi bulunmamaktadır.

Kızamıkçık Hastalığından Korunma Yolları Nelerdir?

Hastalıktan korunmanın tek yolu aşılamadır.

Kızamıkçık Hastalığının Tedavisi Nasıldır?

Kızamıkçık hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi (istirahat, sıvı tedavisi ve komplikasyonlara yönelik müdahaleler) oluşturmaktadır.

Hastaların döküntülerin başlamasından sonraki bir hafta boyunca evden çıkmaması ve sağlam kişilerle temasının kısıtlanması hastalığın yayılımını azaltacaktır.

Kızamıkçık Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

Kızamıkçık aşısı, çocukluk dönemi aşı takviminde KKK (Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak) şeklinde, 12. ayda ve ilköğretim 1. sınıfta olmak üzere iki doz olarak ücretsiz uygulanmaktadır.

Kadınlar Neden Kızamıkçık Aşısı Olmalıdır?

Kadınlara kızamıkçık aşılamasının asıl amacı doğumsal kızamıkçık sendromunu önlemektir. Çocukluğunda kızamıkçık aşılaması yapılmamış ya da kızamıkçık hastalığı geçirmemiş kadınlar hasta bir kişi ile karşılaştıklarında hem kendileri hem de anne karnındaki bebek hastalığa yakalanabilir.

Bu nedenle tüm kadınlara bir doz kızamıkçık içeren aşı önerilmektedir. Aşı ücretsizdir.

Aşılama Öncesinde Dikkat Edilecek Hususlar Nelerdir?

Her ne kadar kızamıkçık aşısına bağlı fetal anomaliye ilişkin bir kanıt olmasa da, kızamıkçık aşısı sonrası 4 hafta süre ile gebe kalınmaması önerilmektedir. Gebelere kızamıkçık aşısı uygulanmaz. Aşılama sonrası gebe olduğu sonradan anlaşılırsa aile hekimine başvurulmalıdır. 

Gebeler ya da gebelik planlayan kadınlara ise bu aşı doğumun hemen sonra uygulanabilir.

Emzirirken kızamıkçık aşısı uygulanmasının herhangi bir sakıncası yoktur.

Kızamıkçık Aşısının Yan Etkileri Nelerdir?

Canlı zayıflatılmış bir aşı olan kızamıkçık aşısı sonrasında %10 aşı uygulanan yerde ağrı-şişlik-kızarıklık ve hafif ateş, %5 hafif döküntü ve %1’den az sıklıkta eklem ağrısı görülebilmektedir.

Pnömokokal Hastalık Nedir?

Pnömokok hastalıkları, pnömokok isimli bakterinin neden olduğu ciddi ve ölümcül olabilen hastalıklardır. Pnömokok bakterisi, hafif olarak değerlendirilebilecek hastalıklardan, ciddi, ölümcül olabilen kan zehirlenmesi ve menenjitte kadar çok çeşitli hastalıklara, yaşam boyu sakatlığa da neden olabilir. 5 yaşından küçük çocuklardaki bakterilerle ortaya çıkan menenjitin(beyin ve omuriliği saran zarın iltihabı) en sık nedenidir. Ayrıca, kan zehirlenmesine (sepsis) zatürreye, otit (kulak iltihabı) ve sinüzite neden olabilir. Zatürrenin hem çocuklarda hem de yetişkinlerde en sık nedeni pnömokok bakterisidir.

Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklar ciddi midir?

Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklar hafif; otit (kulak iltihabı) ve sinüzit gibi (ancak bu hastalıklarda hem gündelik yaşam kalitesini etkiler, hem de sağırlık gibi ciddi hasarlara neden olabilir) hastalıklardan, çok tehlikeli hastalıklar olarak değerlendirilen zatürre, menenjit (beyin ve omuriliği saran zarın iltihabı) ve kan zehirlenmesi şeklinde seyredebilir. Bu hastalıklar sağırlık, beyin hasarı ya da kol veya bacak kaybı gibi sakatlıklara neden olabilirler. Pnömokokal menenjit olan yaklaşık 15 çocuktan birisi tüm tedavilere rağmen kaybedilmektedir.

 Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıkların belirtileri nelerdir?

Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalığın vücutta etkilediği bölgeye göre farklı belirtileri vardır. 

Zatürre hastalığının belirtileri:

  • Ateş ya da titreme
  • Öksürük
  • Hızlı solunum ya da nefes alma zorluğu
  • Göğüs ağrısı

Menenjit (beyin ve omuriliği saran zarın iltihabı) hastalığının belirtileri:

  • Başağrısı ya da ense sertliği
  • Yüksek ateş
  • Parlak ışıkla artan ağrı
  • Bilinç bulanıklığıdır.
  • Bebeklerde yeme, içmede azalma, uyarıya cevapta azalma ya da kusma görülebilir.

Kan zehirlenmesinin belirtileri:

  • Ateş
  • Titreme
  • Dalgınlık,
  • Uyarıya cevapta azalma

Pnömokok bakterisi nasıl yayılır?

Pnömokokal hastalıklara neden olan pnömokok bakterisi, boğazında bu bakteri bulunan kişilerin öksürük ya da hapşırmaları yoluyla yayılır. Bulaşma, solunum sekresyonları ile temas ve/veya büyük damlacıkların yayılımı ile kişiden kişiye olmaktadır. Hasta olmasalar bile bazı çocuk ve yetişkinlerin burun ve boğazlarında bu bakteriler bulunabilir. Bu kişiler pnömokokal hastalığı yayabilirler.

Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklardan nasıl korunulur?

Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklara karşı en iyi korunma yolu pnömokok aşısı ile aşılanmaktır.

Çocuğumu neden pnömokok aşısı ile aşılatmalıyım?

 Pnömokok aşısı:

  • Pnömokokların neden olduğu, zatürre, kan zehirlenmesi ve menenjit gibi potansiyel olarak ciddi hatta ölümcül olabilen hastalıklardan korur.
  • Çocuğunuzun daha az otit ve sinüzit geçirmesini sağlar,
  • Pnömokokal hastalık nedeniyle çocuğunuzun bakım gereksinimini ve okula devamsızlığını önler. 

Kimlere pnömokok aşısı uygulanmalıdır?

  • Bebek ve 5 yaşından küçük çocuklara 
  • Sağlıklı 65 yaş ve üzerindeki yetişkinlere 
  • 5 yaş ve üzerinde olup pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklar için riski arttıran diğer hastalıkları bulunanlara pnömokok aşısı uygulanmalıdır.

Pnömokok bakterisinin neden olduğu hastalıklar için riski arttıran hastalıklar nelerdir?

5 yaş ve üzerinde olan çocuk ve yetişkinlerde bazı hastalıkların bulunması durumunda pnömokok hastalığı riski artar. Bu hastalıklar:

  • Kronik kalp hastalığı (özellikle siyanotik konjenital kalp hastalığı ve kalp yetmezliği)
  • Kronik akciğer hastalığı (astım hastaları dâhil)
  • Kronik böbrek yetmezliği 
  • Kronik karaciğer hastalığı 
  • Diabetes mellitus 
  • BOS kaçağı
  • Kohlear implant
  • Orak hücreli anemi ve diğer hemoglobinopatiler 
  • Fonksiyonel ya da anatomik aspleni, (dalağın bulunmaması)
  • HIV enfeksiyonu
  • Nefrotik sendrom
  • Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, 
  • Radyasyon tedavisi ya da bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi verilen hastalıklar, 
  • Doğuştan ya da sonradan ortaya çıkan bağışıklık sistemi yetmezlikleri
  • Hodgkin hastalığı ve kötü huylu kanserler, lenfoma, lösemi, yaygın kanserler, 
  • Solid organ nakli
  • Hematopoetik kök hücre alıcıları
  • Multiple miyelom
  • Alkolizm

Pnömokok Aşısı Uygulama Takvimi Nasıldır?

  • Pnömokok bakterisinin 90 dan fazla tipi vardır. 
  • Konjuge pnömokok aşısı ve polisakkarit pnömokok aşısı olmak üzere pnömokok aşısının iki tipi vardır.

Konjuge pnömokok aşısı:

  • Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimimizde yer alan konjuge pnömokok aşısı pnömokokların 13 tipine karşı etkilidir. 
  • Ulusal Çocukluk Dönemi Aşılama Takvimimizde 2’inci, 4’üncü, 6’ıncı ve 12’inci ayda olmak üzere 4 doz uygulanır. Pnömokok aşısı, 5 yaş ve üzerindeki sağlıklı çocuklara; riski arttıran bir hastalık(kanser, dalak bulunmaması gibi) yok ise gerekli değildir.
  • 5 yaş ve üzerinde olup pnömokok hastalığı riskini arttıran durumların varlığında ve 65 yaş ve üzerinde sağlıklı kişilere de uygulanmalıdır. Aşılama şeması hastalıklara ve yaşa göre farklılık gösterir.

Polisakkarit pnömokok aşısı:

  • Polisakkarit pnömokok aşısı pnömokokların 23 tipine karşı etkilidir. 
  • 2 yaşından küçük çocuklarda etkili değildir. 
  • Pnömokok hastalığı riskini arttıran durumların varlığında ve 65 yaş ve üzerinde sağlıklı kişilere önerilir.Aşılama şeması hastalıklara ve yaşa göre farklılık gösterir.

Pnömokok aşısı güvenli midir?

Evet. Pnömokok aşısı çok güvenlidir ve Pnömokokal hastalığı önlemede çok etkilidir. Aşıların tıpkı ilaçlar gibi yan etkileri olabilir. Çocukların çoğunda bu yan etkiler görülmez.

Pnömokok aşısının yan etkileri nelerdir?

Pnömokok aşısının yan etkileri genellikle hafiftir. Bunlar:

  • Hafif huzursuzluk
  • Uyuklama
  • İştahsızlık
  • Aşı uygulanan yerde kızarıklık, şişlik ve ağrı
  • Ateş

Pnömokok aşısının uygulanmaması gereken durumlar var mıdır?

  • Bir aşıya karşı ciddi allerjik reaksiyon ortaya çıkması durumunda, o aşının sonraki dozları uygulanmamalıdır.
  • Bir aşı bileşenine karşı ciddi allerjik reaksiyon ortaya çıkması durumunda, bu maddeyi içeren tüm aşıların uygulanmaması gerekir. 

Suçiçeği Hastalığı Nedir?

Suçiçeği hastalığı, genellikle erken çocukluk döneminde geçirilen, varisella zoster virüsünün (VZV) neden olduğu, sıklıkla ateşin de eşlik ettiği, yaygın ve kaşıntılı, içi sıvı dolu döküntülerle karakterize, bulaşıcılığı yüksek bir hastalıktır.

Suçiçeği Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Suçiçeği hastalığında döküntüler genellikle virüsle temastan 14-16 gün sonra ortaya çıkmakla birlikte, bu süre 10 ila 21 gün arasında değişebilir(kuluçka dönemi). Döküntüler başlamadan 1-2 gün önce ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı ve bazen hafif karın ağrısı görülebilir. Bu belirtiler genellikle döküntüler ortaya çıktıktan sonraki 2-4 gün içerisinde geçer. Ciltte kaşıntılı kızarıklıklar şeklinde başlayan döküntüler, hafif kabarıklaşarak berrak, içi sıvı dolu kabarcıklar(veziküller) haline gelir ve 24-48 saat sonra kabuklanmaya başlar. İlk oluşan döküntüler kabuklanmaya başlarken yaklaşık 5-7 güne kadar yeni döküntüler ortaya çıkar. Aynı bölgede, farklı evrelerdeki döküntülerin bir arada görülmesi, suçiçeği hastalığının tipik özelliğidir. Döküntüler saçlı deriden başlayarak yüz ve gövdeye doğru yayılır. Yoğunluğu kollarda ve bacaklarda daha azdır. Döküntüler gövdede ve kol ile bacakların üst kısımlarında yoğundur.Döküntüler ilk günlerde daha yoğun olmak üzere yedinci güne kadar devam eder. Sayısı genellikle 250-500 civarındadır. Suçiçeği hastalığının şiddeti yaşla birlikte artar.

Suçiçeği Hastalığı Nasıl Bulaşır?

Çok bulaşıcı olan bu hastalığın tek enfeksiyon kaynağı insandır. Hastalık, virüs ile enfekte kişiden, solunum yoluyla ya da derideki vezikül denilen kabarcıkların içindeki sıvıyla temas sonucu bulaşabilmektedir. Hastalığın bulaşıcılığı döküntüler ortaya çıkmadan 1-2 gün öncesi başlar ve tüm döküntüler kabuklanana kadar devam eder. Ev içi temaslarda bulaşıcılık oranı %80-90’dır.

Suçiçeği Hastalığının Yaygınlığı Nasıldır?

Suçiçeği hastalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yaygın görülen bir hastalıktır. Hastalık daha çok kış ve ilkbahar aylarında görülür. Genellikle 1-9 yaş arasında görülmekle birlikte adölesanlarda, erişkinlerde ve yaşlılarda da görülür. Ancak erişkinlerin %95’i suçiçeğine karşı bağışıktır. 

Bulaşıcılığının yüksek olması sebebiyle, suçiçeği hastası ile temas sonrasında duyarlı olduğu bilinen kişilerin %80-90’ı klinik bulgular ile hastalığı geçirmektedir. Hastalığın geçirilmesi ile koruyucu bağışıklık gelişmekle birlikte seyrek olarak ikinci kez suçiçeği geçirilebilmektedir. Özellikle bağışıklığı baskılanmış kişilerde ikinci atağın görülme riski daha yüksektir. Suçiçeği hastalığını geçirenlerin %2,2-4,7’si hastaneye yatmak zorunda kalmaktadır.

Suçiçeği Hastalığından Nasıl Korunulur?

Hasta kişilerle temas edilmemelidir. Suçiçeği hastalığından korunmanın en önemli yolu aşılamadır.